İzzi

Te’kid Nûn’u

وَ تَلْحَقُ الْفِعْلَ غَيْرَ الْمَاضِى وَ الْحَالِ نُونَانِ لِلتَّأْكِيدِ خَفِيفَةٌ سَاكِنَةٌ وَ ثَقِيلَةٌ مَفْتُوحَةٌ إِلاَّ فِيمَا تَخْتَصُّ بِهِ وَ هُوَ فِعْلُ الْاِثْنَينِ وَ جَمَاعَةِ النِّسَاءِ فَهِيَ مَكْسُورَةٌ فِيهِمَا. فَتَقُولُ اِذْهَبَانِّ لِلْاِثْنَينْ وَ اِذْهَبْنَانِّ لِلنْسْوَةِ. فَتُدْخِلُ الْاَلِفَ بَعْدَ نُونِ جَمْعِ الْمُؤَنَّثِ، لِتَفْصُلَ بَيْنَ النُّونَاتِ وَ لاَ تُدْخِلْهُمَا الْخَفِيفَةَ لِأَنَّهُ يَلْزَمُ الْتِقَاءُ السَّاكِنَانِ عَلَى غَيْرِ حَدِّهِ فَإِنَّ الْتِقَاءَ السَّاكِنَينْ إِنَّمَا يَجُوزُ إِذَا كَانَ الْأَوَّلُ حَرْفَ مَدٍّ وَ الثَّانِى مَدْغَمًا، نَحْوُ؛ دَآبَّةٍ.

وَ تَلْحَقُ ilhak olur, katılır, الْفِعْلَ fiile, غَيْرَ الْمَاضِى و mazi fiil hariç, وَ الْحَالِ hal yani muzari fiil hariç, نُونَانِ iki nun, لِلتَّأْكِيدِ te’kid için, خَفِيفَةٌ سَاكِنَةٌ nunlardan birincisi nun-u muhaffefedir yani sakin hafifletilmiş nundur, وَ ثَقِيلَةٌ مَفْتُوحَةٌ ve ikinci olan nun ise fethalı sekil olan nun-u müşeddededir. إِلاَّ ancak, nun-u muhaffefe veya gelmez ve nun-u müşeddede meftuh olmaz, فِيمَا o sigadaki, تَخْتَصُّ  nun-u müşeddede has olur, بِهِ o sigaya, yani sadece nun-u müşeddedenin dahil olup nun-u muhaffefenin dahil olmadığı sigalarda nun-u müşeddede meftuh değildir. وَ هُوَ ve o yani nun-u müşeddedeye ait olan siga, فِعْلُ الْاِثْنَينِ tesniye fiillerinde, وَ جَمَاعَةِ النِّسَاءِ cemi müennes sigalarında, فَهِيَ مَكْسُورَةٌ ve kesreledir, فِيهِمَا tesniye ve cemi müennes sigalarında. فَتَقُولُ o halde sen dersin, اِذْهَبَانِّ  “o ikisi kesin gitsin” لِلْاِثْنَينْ tesniye içindir, وَ اِذْهَبْنَانِّ “o kadınlar kesin gitsinler” لِلنْسْوَةِ cemi müennesler için. فَتُدْخِلُ الْاَلِفَ ve elif dahil edersin, بَعْدَ نُونِ جَمْعِ الْمُؤَنَّثِ cemi müennes nunundan sonra, لِتَفْصُلَ ayırması için, بَيْنَ النُّونَاتِ nunların arasını, وَ لاَ تُدْخِلْهُمَا tesniye ve cemi müennese dahil etme, الْخَفِيفَةَ nun-u muhaffefeyi,لِأَنَّهُ  çünkü o, يَلْزَمُ الْتِقَاءُ السَّاكِنَانِ iki sakinin toplanması gerekir, lazım gelir, عَلَى غَيْرِ حَدِّهِ haddinin gayrısı üzerine, فَإِنَّ الْتِقَاءَ السَّاكِنَينْ zira iltika-i sakineyn yani iki sakinin toplanması, إِنَّمَا ancak, يَجُوزُ caizdir, إِذَا كَانَ الْأَوَّلُ birinci sakin olduğunda, حَرْفَ مَدٍّ  harfi medd olduğunda, وَ الثَّانِى ve ikinci sakin, مَدْغَمًا، başka harfe idgam olduğunda, نَحْوُ misali şöyledir; دَآبَّةٍ “yaratık, canlı” gibi.



Metnin Toplu Manası: Mazi ve hal olmadığı haldeki fiile tekidi ifade etmek için iki nun bitişir. Nunlardan birincisi hafiftir yani nun-u muhaffefedir, şeddesiz ve sakindir. Nunlardan ikincisi sekil (ağır) yani şeddelidir ve fethalıdır. Ancak sadece nun-u müşeddedenin dahil olduğu ama nun-u muhaffefenin dahil olmadığı fiillerden nun-u müşeddede meftuh değildir. Nun-u müşeddede tesniye ve cemi müennes sigalarında gelir ve kesrelidir. Tesniye sigasındaاِذْهَبَانِّ  ve cemi müennes sigasında ise اِذْهَبْنَانِّ dersin. Cemi müennes nunundan sonra bir elif dahil edersin, اِذْهَبْنَانِّ sigasında 3 tane nun vardır, aralarını ayırmak için bir elif dahil edersin araya. Nun-u muhaffefeyi tesniye ve cemi müennes sigalarına dahil etme, eğer dahil edersen iki sakinin haddini aşarak bir araya gelir ve caiz olmaz bu durum. İki sakinin bir araya gelmesi birinci sakinin harf-i medd ve ikinci sakinin ise başka bir harfe idgam edilmesi gerekir. Buna misal دَآبَّةٌ “yaratık, canlı” gibidir. دَآبَّةٌ lafzının aslı دَاابَّة şeklindedir. Birinci elif med olan eliftir. İkinci sakin ise idgam edilmiş olan birinci ba harfidir.



About the author

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

Add Comment

Click here to post a comment