Maksud

İf’âl Babının Hemzesi

وَ هَمْزَةُ اَفْعَلَ يَجِئُ لِمَعَانٍ لِلتَّعْدِيَّةِ، نَحْوُ؛ اَكْرَمْتُهُ.  وَ لِلصَّيْرُورَةِ، نَحْوُ؛ اَمْشَى الرَّجُلُ اَىْ صَارَ ذَا مَاشِيَّةٍ. وَ لِلْوِجْدَانِ، نَحْوُ؛ اَبْخَلْتُهُ اَىْ وَجَدْتُهُ بَخِيلاً. وَ لِلْحَيْنُونَةِ، نَحْوُ؛ اَحْصَدَ الزَّرْعُ اَىْ حَانَ وَقْتُ حَصَادِهِ. وَ لِلْاِزَالَةِ، نَحْوُ؛ اَشْكَيْتُهُ اَىْ اَزَلْتُ عَنْهُ الشِّكَايَةَ. وَ لِلدُّخُولِ فِي الشَّئِ، نَحْوُ؛ اصْبَحَ الرَّجُلُ اَىْ دَخَلَ فِي الصَّبَاحِ. وَ لِلْكَثْرَةِ، نَحْوُ؛ اَلْبَنَ الرَّجُلُ إِذَا كَثُرَ عِنْدَهُ اللَّبَنُ.



وَ هَمْزَةُ اَفْعَلَ ef’âle (if’âl) babının hemzesi, يَجِئُ gelir, لِمَعَانٍ bir takım manalar için, لِلتَّعْدِيَّةِ İf’âl babının hemzesi geçişlilik içindir, نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَكْرَمْتُهُ “Ona ikram ettim” terkibindeki اَكْرَمَ fiilindeki hemze müteaddi hemzesidir. Aslen كَرُمَ “cömert oldu” fiili lazım bir fiildir. Başına bir hemze alıp اَكْرَمَ olup müteaddi bir fiil olmuştur. وَ لِلصَّيْرُورَةِ، İf’âl babının hemzesi sayruret “dönüşüm” için gelir, نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَمْشَى الرَّجُلُ “Adam hayvanlar sahibi oldu” terkibindeki اَمْشَى fiilinin başındaki hemze normalde مَشْىٌ “yürümek” olan fiilin başına gelmiştir. اَىْ yani, صَارَ o adam döndü, ذَا مَاشِيَّةٍ hayvanlar sahibi. مَاشِيَّةٍ “yürüyücü” fiili yürüyücü manasından dönüp hayvanlara isim olmuştur. وَ لِلْوِجْدَانِ İf’âl babının hemzesi vicdan “bir şeyin bir şey ile sıfatlanmış olduğunun bilinmesidir” içindir, نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَبْخَلْتُهُ “onu cimri gördüm” terkibinde aslı بَخُلَ “cimri oldu” fiilinin if’âl babına girmesiyle اَبْخَلَ fiili ortaya çıkar, اَىْ yani, وَجَدْتُهُ onu buldum, بَخِيلاً behil, yani cimri olan. وَ لِلْحَيْنُونَةِ İf’âl babının hemzesi haynunet “hîn yani bir anlık süre kelimesinden türeyip fiilin gerçekleşme zamanının yakınlığı manasındadır” içindir; نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَحْصَدَ الزَّرْعُ “ekin biçilmeye yakın oldu” اَىْ yani, حَانَ yakın oldu, وَقْتُ حَصَادِهِ o ekinin hasad (ekilme) vakti. وَ لِلْاِزَالَةِ İf’âl babının hemzesi izale “failin hadesini mefulden izale etmek, kaldırmaktır” içindir; نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَشْكَيْتُهُ terkibindeki اَشْكَى fiilinin başındaki hemze if’âl babının hemzesidir, اَىْ yani, اَزَلْتُ izale ettim, kaldırdım, عَنْهُ ondan, الشِّكَايَةَ şikayeti. وَ لِلدُّخُولِ فِي الشَّئِ İf’âl babının hemzesi bir şeye dahil olmak içindir; نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَصْبَحَ الرَّجُلُ “adam sabahladı” اَىْ yani, دَخَلَ فِي الصَّبَاحِ sabah vaktini etti, sabaha girdi. وَ لِلْكَثْرَةِ İf’âl babının hemzesi kesret “çokluk” içindir; نَحْوُ؛ misali şöyledir; اَلْبَنَ الرَّجُلُ “adamın çok sütü var” manasındaki terkib إِذَا كَثُرَ عِنْدَهُ اللَّبَنُ o adamın yanında çok süt olduğunda söylenilir. لَبَنٌ “süt” manasındadır, çoğulu اَلْبَانٌ  şeklindedir.اَلْبَنَ  ise süte malik olana denilir.



Metnin Toplu Manası; İf’âl babının hemzesi birtakım manalara delalet etmek için gelir. Aşağıdaki tabloda zikredilmiştir.



اِفْعَالْ babının hemzesi
Ta’diyyet اَكْرَمْتُهُ
Sayruret اَمْشَى الرَّجُلُ
Vicdan اَبْخَلْتُهُ
Haynunet اَحْصَدَ الزَّرْعُ
İzale اَشْكَيْتُهُ
Duhuliyyet اَصْبَحَ الرَّجُلُ
Kesret اَلْبَنَ الرَّجُلُ



About the author

blank

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

1 Comment

Click here to post a comment

Yazılar