Maksud

Mehmuz Emir Fiilleri

وَ تَقُولُ فِي الْاَمْرِ مِنَ الْأَخْذِ وَ الْاَكْلِ وَ الْاَمْرِ؛ خُذْ وَ كُلْ وَ مُرْ عَلَى غَيْرِ الْقِيَاسِى لِأَنَّ الْهَمْزَةَ إِذَا كَانَتْ سَاكِنَةً وَ مَا قَبْلَهَا هَمْزَةً مُتَحَرِّكَةً يُجْعَلُ مِنْ جِنْسِ حَرَكَةِ مَا قَبْلَهَا لَكِنْ يُخَالَفُ فِي هَذِهِ الْاَمْثِلَةِ لِكَثْرَةِ الْاِسْتِعْمَالِ فِي كَلاَمِ الْعَرَبِ وَ بَاقِى تَصْرِيفِ الْمَهْمُوزِ عَلَى قِيَاسِ الصَّحَيحِ وَ كُلَّمَا وَجَدْتَ فِعْلاً غَيْرَ الصَّحِيحِ فَـقِسْهُ عَلَى الصَّحِيحِ فِي جَمِيعِ الْوُجُوهِ ألَّتِى ذَكَرْنَاهَا فِي بَابِ الصَّحِيحِ مِنَ التَّصْرِيفِ. فَإِنْ اِقْتَضَى الْقِيَاسُ إِلَى اِبْدَالِ حَرْفٍ أَوْ نَقْلٍ أَوْ اِسْكَانٍ فَافْعَلْ! إِلاَّ صَرِّفِ الْفِعْلَ الْغَيْرَ الصَّحِيحَ كَالصَّحِيحِ. وَ قَدْ يَكُونُ فِي بَعْضِ الْمَوَاضِعِ لاَ يَتَغَيَّرُ الْمُعْتَلاَّتُ فِيهِ مَعَ وُجُودِ الْمُقْتَضِى، نَحْوُ؛ عَوِرَ وَ اعْتَوَرَ وَ اسْتَوَى وَ غَيْرِ ذَلِكَ، فَبَعْضُهَا لاَ يَتَغَيَّرُ لِصِحَّةِ الْبِنَاءِ وَ بَعْضُهَا لِعِلَّةِ اُخْرَى.



وَ تَقُولُ فِي الْاَمْرِ مِنَ الْأَخْذِ وَ الْاَكْلِ وَ الْاَمْرِ؛ şu أَخْذْ ve اَكْلْ ve اَمْرْ mehmuz olan lafızlardan emir sigaları için sırayla خُذْ “al” ve كُلْ “ye” ve مُرْ “emret” dersin. عَلَى غَيْرِ الْقِيَاسِى kıyas olmaksızındır, لِأَنَّ الْهَمْزَةَ çünkü hemze, إِذَا كَانَتْ سَاكِنَةً sakin olursa eğer, وَ مَا قَبْلَهَا هَمْزَةً مُتَحَرِّكَةً ve ma kabli de harekeli bir hemze olursa, يُجْعَلُ kılınır, مِنْ جِنْسِ حَرَكَةِ harekesinin cinsinden, مَا قَبْلَهَا ma kablinin. لَكِنْ lakin bu durumun, يُخَالَفُ hilafınadır, فِي هَذِهِ الْاَمْثِلَةِ şu misallerde, لِكَثْرَةِ الْاِسْتِعْمَالِ çok kullanıldığı için, فِي كَلاَمِ الْعَرَبِ arapların kelamında. وَ بَاقِى تَصْرِيفِ الْمَهْمُوزِ mehmuz fiillerin geriye kalan çekimleri, عَلَى قِيَاسِ الصَّحَيحِ sahih fiillerin kıyası üzeredir, وَ كُلَّمَا وَجَدْتَ فِعْلاً ve ne zaman bir fiil bulursan, غَيْرَ الصَّحِيحِ sahih olmayan yani illetli, فَ o halde, قِسْ kıyas et, هُـ o gayri sahih fiili, عَلَى الصَّحِيحِ sahih olan fiile, فِي جَمِيعِ الْوُجُوهِ bütün vecihlere, ألَّتِى o vecihler ki, ذَكَرْنَاهَا فِي بَابِ الصَّحِيحِ sahih fiiller babında ondan zikrettik, مِنَ التَّصْرِيفِ çekimler konusunda. فَإِنْ şayet, اِقْتَضَى الْقِيَاسُ kıyas gerekirse, إِلَى اِبْدَالِ حَرْفٍ bir harfin ibdaline, değişmesine أَوْ veya, نَقْلٍ bir harekenin nakledilmesine أَوْ veya, اِسْكَانٍ bir harfin sakin kılınmasına, فَ o halde, افْعَلْ yap! إِلاَّ ancak ibdal, nakil ve iskan olmaz ise, صَرِّفِ الْفِعْلَ الْغَيْرَ الصَّحِيحَ gayri sahih bir fiili tasrif etmen, çekmen; كَالصَّحِيحِ sahih fiilmiş gibi olsun, وَ قَدْ يَكُونُ ve bazen olur, فِي بَعْضِ الْمَوَاضِعِ bazı mevzularda, yani fiilin bazı şanlarında (o anki hallerinde), لاَ يَتَغَيَّرُ الْمُعْتَلاَّتُ mutel olan fiiller değişmez, فِيهِ o bazı kelimelerde, مَعَ وُجُودِ الْمُقْتَضِى gereklilik mevcut olmakla beraber, نَحْوُ؛ buna misal şöyledir; عَوِرَ “şaşı oldu” ve اعْتَوَرَ “şaşı oldu” ve اسْتَوَى “eşitledi” وَ غَيْرِ ذَلِكَ ve bunlardan başka olan fiiller gibi. فَبَعْضُهَا bu sigaların bazısı, لاَ يَتَغَيَّرُ değişmez, لِصِحَّةِ الْبِنَاءِ binanın sıhhati için, وَ بَعْضُهَا ve sigaların bazısı da, لِعِلَّةِ اُخْرَى başka bir illet için değişmez.



Metnin Toplu Manası; ve اَكْلْ ve اَمْرْ mehmuz olan lafızlardan emir sigaları için sırayla خُذْ ve كُلْ ve مُرْ dersin. Bir kelimede hemze sakin olup ma kabli de harekeli hemzeyse o halde sakin olan hemze ma kablindeki harekeli hemzenin harekesinin cinsine çevrilir, dammeyse vava, fethayla elife, kesreyle ya harfine gibi. Ama bu خُذْ ve كُلْ ve مُرْ fiillerinde bu yoktur. Bu fiillerin muzarileri sırayla يَأْخُذُ ve يَأْكُلُ ve يَأْمُرُ şeklindedir. Son harfleri cezmedip muzaraat harflerini atarsak أْخُذْ ve أْكُلْ ve أْمُرْ kalır. Normalde baştaki harfler sakin olduğu için muzari fiilin aynül fiilinin harekesine sahip bir vasıl hemzesi getirmemiz gerekir, onu da getirirsek fiillerimiz sırayla اُأْخُذْ ve اُأْكُلْ ve اُأْمُرْ olur. Yukarıda ne dedik; hemze sakin ise ve ma kabli de harekeli ise ki misallerimizdekiler gibi, o halde sakin hemze ma kablinin harekesinin cinsine döner ve fiillerimiz sırayla اُؤْخُذْ ve اُؤْكُلْ ve اُؤْمُرْ olurlar. Tabi bu fiillerin üçü de arap dilinde çok kullanıldığından sakin hemzeler hazfedildi ve hemze-i vasıla da ihtiyaç kalmadı ve fiillerimiz خُذْ ve كُلْ ve مُرْ olarak son şekillerini aldılar. Mehmuz fiillerin geri kalanları ise sahih fiillerin tasrifi gibidir. Ne zaman gayrı sahih bir fiil bulursan bütün vecihlerini sahih üzerine kıyas et ki o çekimleri tasrif konusunda sahih fiillerde zikrettik. Lakin ibdal, nakil ve iskan gerektiren kaide var ise önce o kaideyi yerine getir sonra tasrifini yap. Şayet ibdali, nakili ve iskanı gerektiren kaide yok ise gayrı sahih fiili sahih gibi tasrif et.



Bazı kelimelerde ilali gerektiren kaide olmakla beraber, bir nedenden dolayı mutel fiillerde ilal işlemi yapılmaz. Misal; عَوِرَ ve اِعْتَوَرَ ve اِسْتَوَى fiillerinde olduğu gibi. Bu kelimelerin bazısı binanın sıhhati için değişmez ve bazısı da başka bir illetten dolayıdır, başka illetten olan fiil için اِسْتَوَى fiilini ele alacak olursa; fiildeki vav harekeli ve ma kabli sahih bir fethalı harf olduğu için normalde elife dönmesi lazım, döndürelim; اِسْتَاى olacak, zaten sondaki elif-i maksura ى şeklinde aslı اِسْتَاا olur, iki elif iltika-i sakineyn yaptı o halde sakin olanı hazfedeceğiz geriye اِسْتَا kalacak ve iki ilal geçirmiş bir fiil olacak. İşte böyle daha evvelki illetten dolayı değişme olmaz.



About the author

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

Add Comment

Click here to post a comment