İzzi

Fiil-i Muzari

وَ أَمَّا الْمُضَارِعُ؛ فَهُوَ مَا كَانَ فِي أَوَّلِهِ إِحْدَى الزَّوَائِدِ الْأَرْبَعِ، وَ هِيَ الْهَمْزَةُ وَ النُّونُ وَ الْيَاءُ وَ التَّاءُ. تُجْمَعُهَا أَتَيْنَ أَوْ أَنَيْتَ وَ نَأْتِى. فَالْهَمْزَةُ؛ لِلْمُتَكَلِّمِ وَحْدَهُ، وَ النُّونُ؛ لَهُ إِذَا كَانَ مَعَهُ غَيْرُهُ، وَ التَّاءُ؛ لِلْمُخَاطَبِ مُفْرَدًا أَوْ مُثَنًّى أَوْ مُجْمُوعًا مُذَكَّرًا كَانَ أَوْ مُؤَنَّثًا وَ لِلْغَائِبَةِ الْمُفْرَدَةِ وَ الْمُثَنَّاةِ، وَ الْيَاءُ؛ لِلْغَائِبِ الْمُذَكَّرِ مُفْرَدًا أَوْ مُثَنًّى أَوْ مَجْمُوعًا وَ لِجَمْعِ الْمُؤَنَّثَةِ الْغَائِبَةِ. وَ هَذَا يَصْلُحُ لِلْحَالِ وَ الْإِسْتِقْبَالِ تَقُولُ يَفْعَلُ الْآنَ وَ يُسَمَّى حَالاً وَ حَاضِرًا وَ يَفْعَلُ غَدًا وَ يُسَمَّى مُسْتَقْبَلاً. فَإِذَا أَدْخَلْتَ عَلَيْهِ السِّينَ أَوْ سَوْفَ فَقُلْتَ سَيَفْعَلُ أَوْ سَوْفَ يَفْعَلُ إِخْتَصَّ بِزَمَانِ الْإِسْتِقْبَالِ وَ إِذَا أَدْخَلْتَ عَلَيْهِ لاَمُ الْاِبْتِدَاءِ إِخْتَصَّ بِزَمَانِ الْحَالِ، نَحْوُ؛ لَيَفْعَلُ.



وَ أَمَّا الْمُضَارِعُ fiili muzariye gelince; فَهُوَ o fiil-i muzari ki; مَا كَانَ فِي أَوَّلِهِ o fiil-i muzarinin evveli olur; إِحْدَى الزَّوَائِدِ الْأَرْبَعِ dört ziyadeden (harf ziyadesi) biri olur. وَ هِيَ  ve o dört ziyade; الْهَمْزَةُ hemze (أ) ve وَ النُّونُ nun (ن) ve الْيَاءُ ya (ي) ve التَّاءُ ta (ت) harfleridir. تُجْمَعُهَا o dört zaid harfi şu lafızlar toplar; أَتَيْنَ (elif-ta-ya-nun), أَوْ أَنَيْتَ veya (elif-nun-ya-ta), وَ نَأْتِى ve (nun-elif-ta-ya). Bu dört zaid harfi tarif edelim. Birincisi olan فَالْهَمْزَةُ hemzeye gelince; لِلْمُتَكَلِّمِ وَحْدَهُ nefs-i mütekellim vahde içindir, misal; أَنْصُرُ (ben yardım ediyorum) gibi. İkincisi olan وَ النُّونُ nun harfine gelince; لَهُ ona yani nefs-i mütekellime delalet etsin diye vaz edilir, o nefsi mütekellim ki; إِذَا كَانَ olduğunda, مَعَهُ onunla (nefs-i mütekellim vahde olan tek bir kişi ile beraber olduğu halde), غَيْرُهُ ondan (nefs-i mütekellimden başkası). Kısacası nefs-i mütekellim vahde için elif muzarinin başına gelir, nefs-i mütekellim meâl gayr için nun muzarinin başına gelir. Nun’a misal; نَنْصُرُ (biz yardım ediyoruz) gibi. Üçüncüsü olan وَ التَّاءُ ta harfine gelince; لِلْمُخَاطَبِ مُفْرَدًا müfred muhatab içindir, misal; تَنْصُرُ (sen mz. Yardım ediyorsun), أَوْ مُثَنًّى veya müsenna (tesniye) muhatab içindir, misal; تَنْصُرَاَنِ (siz ikiniz mz. Yardım ediyorsunuz), أَوْ مُجْمُوعًا veya cemi muhatab içindir, misal; تَنْصُرُونَ (sizler mz. Yardım ediyorsunuz). Bu ta harfinin gelmesi مُذَكَّرًا müzekkerlerde böyle olabilir, كَانَ أَوْ مُؤَنَّثًا eğer müennes muhataba olursa da ta harfi yine gelir, misalleri; تَنْصُرِينَ (sen mn. Yardım ediyorsun) ve تَنْصُرَاَنِ (siz ikiniz mn. Yardım ediyorsunuz) ve تَنْصُرْنَ (sizler mn. Yardım ediyorsunuz) gibidir. Bu ta harfi daha وَ لِلْغَائِبَةِ الْمُفْرَدَةِ müfred müennes gaibeye delalet etsin diye vaz edilir, misal; تَنْصُرُ (mn. yardım ediyor) gibi. Ve daha وَ الْمُثَنَّاةِ müsenna yani tesniye müennes gaibeye delalet etsin diye vaz edilir, misal; تَنْصُرَانِ (mn. O ikisi yardım ediyor) gibi. Dördüncüsü وَ الْيَاءُ ya harfine gelince; لِلْغَائِبِ الْمُذَكَّرِ müzekker gaib için vaz edilmiştir, o müzekker gaibler ki; مُفْرَدًا müfreddir, misal; يَنْصُرُ (mz. O yardım ediyor), أَوْ مُثَنًّى veya müsennadır, misal; يَنْصُرَانِ (mz. O ikisi yardım ediyor), أَوْ مَجْمُوعًا veya cemidir, misal; يَنْصُرُونَ (mz. Onlar yardım ediyor) gibi. Daha ne için vaz edilmiştir bu ya harfi; وَ لِجَمْعِ الْمُؤَنَّثَةِ الْغَائِبَةِ cemi müennes gaibeye delalet etsin diye vaz edilmiştir, misal; يَنْصُرْنَ (mn. Onlar yardım ediyorlar) gibi. وَ هَذَا ve bu fiil-i muzari; يَصْلُحُ selahiyeti (öyle bir durumu) vardır, لِلْحَالِ fiildeki hadesin şimdiki zamanda yapıldığına delalet etmeye selahiyeti vardır. وَ الْإِسْتِقْبَالِ ve aynı şekilde fiildeki hadesin gelecek zamanda yapılacağına delalet etmeye selahiyeti vardır. تَقُولُ sen dersin ki; يَفْعَلُ الْآنَ “O şu anda yapıyor” diye, يُسَمَّى bu durum isimlendirilir; حَالاً hal diye, وَ حَاضِرًا ve hazır diye isimlendirilir. وَ يَفْعَلُ غَدًا “O yarın yapacak” dersen, يُسَمَّى bu durum isimlendirilir; مُسْتَقْبَلاً müstakbel diye tesmiye olunur. فَإِذَا أَدْخَلْتَ sen dahil ettiğinde, عَلَيْهِ onun (fiil-i muzarinin) üzerine, السِّينَ sin harfini, أَوْ سَوْفَ veya sevfe harfini, bu harfleri dahil edince فَقُلْتَ dersin ki; سَيَفْعَلُ “O yapacak” diye. أَوْ veya; سَوْفَ يَفْعَلُ “O sonra yapacak” diye. Sin veya sevfe edatlarını fiil-i muzarinin evveline dahil edersen إِخْتَصَّ o fiil-i muzari mahsus olur, بِزَمَانِ الْإِسْتِقْبَالِ gelecek (istikbâl) zamana. وَ إِذَا أَدْخَلْتَ عَلَيْهِ ve sen fiil-i muzarinin üzerine dahil ettiğinde, neyi? لاَمُ الْاِبْتِدَاءِ lam ul-ibtidayı (ibtida lâm’ını), إِخْتَصَّ o fiil-i muzari mahsus olur, neye? بِزَمَانِ الْحَالِ şimdiki (hâl) zamana. نَحْوُ şu gibidir; لَيَفْعَلُ “O şimdi yapıyor” gibi.



Metnin Toplu Manası: Muzari fiiline gelince; O fiil-i muzari evvelinde dört zaid harften biri olan fiildir. O zaid harfler; hemze, nun, ya ve ta. Bu zaid harfleri أَتَيْنَ veya أَنَيْتَ veya نَأْتِى kelimeleri cem eder. Hıfz etmemiz için kolaylık olsun için. Şimdi bu 4 zaid harfin niçin vaz edildiğine gelelim. Hemze; tek olan mütekellime delalet etsin diye vaz edilmiştir. Yani nefs-i mütekellim vahde için, misal; أَنْصُرُ gibi. Nun harfi; Mütekellim ile beraber başka biri olduğu vakitte, mütekellime delalet etsin diye vaz edilmiştir. Yani nefs-i mütekellim meâl gayr için, misal; نَنْصُرُ gibi. Ta harfi; Kelam kendisine yöneltilen müfred, müsenna veyahut cemi olan zatlara delalet etsin diye vaz edilmiştir. Yani müfred, tesniye ve cemi müzekker muhatab için, misalleri; تَنْصُرُ ve تَنْصُرَانِ ve تَنْصُرُونَ gibidir. Ve ta harfi müfred müennes gaibe ve müfred müsenna gaib için de vaz edilmiştir, misalleri; تَنْصُرُ ve تَنْصُرَانِ gibidir. Ya harfi; Kendisi hakkında konuşulan müfred, müsenna ve cemi müzekker gaib zatlara delalet etsin diye vaz edilmiştir, misalleri; يَنْصُرُ ve يَنْصُرَانِ ve يَنْصُرُونَ gibidir. Aynı zamanda ya harfi, kendisi hakkında konuşulan cemi müennes muhataba için de vaz edilir, misal; يَنْصُرْنَ gibi. Fiil-i muzarinin, fiildeki hadesinin şimdiki ve gelecek zamanda yapıldığına delalet etmeye selâhiyeti vardır. يَفْعَلُ الْآنَ “O şimdi yapıyor” dersin ve bu fiil-i Muzariyi hal, hazır diye isimlendirirsin. يَفْعَلُ غَدًا “O yarın yapacak” dersin ve bu fiil-i Muzariyi müstakbel (geleceğe tahsis edilmiş) diye isimlendirirsin. Sen fiil-i muzarinin evveline sin edatını dahil ettiğinde سَـيَفْعَلُ “O yapacak” dersin ve sevfe edatını dahil ettiğinde ise سَوْفَ يَفْعَلُ “O sonra yapacak” dersin. Bu sin ve sevfe edatlarını dahil ettiğinde fiil-i muzari gelecek zamana mahsus olur. Eğer fiil-i muzarinin evveline lamul ibtida dahil edersen, o halde fiil-i muzari şimdiki zamana mahsus olur. Misal; لَـيَفْعَلُ “O şimdi yapıyor” gibi.



جمع مثنى مفرد Muzari
يَنْصُرُونَ يَنْصُرَانِ يَنْصُرُ Ya
يَنْصُرْنَ تَنْصُرَانِ تَنْصُرُ Ya Ta Ta
تَنْصُرُونَ تَنْصُرَانِ تَنْصُرُ Ta
تَنْصُرْنَ تَنْصُرَانِ تَنْصُرِينَ Ta
نَنْصُرُ أَنْصُرُ Nun Hemze



About the author

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

Add Comment

Click here to post a comment

Yazılar