İzhar

3. İsti’malen Benzeyiş

أَمَّا الثَّالِثُ، اِسْتِعْمَالاً؛ فَلِوُقُوعِ كُلٍّ مِنْهُمَا صِفَةً لِنَكِرَةٍ، نَحْوُ؛ جَاءَنِى رَجُلٌ ضَارِبٌ أَوْ يَضْرِبُ. وَ لِدُخُولِ لاَمِ الْإِبْتِدَاءِ عَلَيْهِمَا، نَحْوُ؛ إنَّ زَيْدًا لَضَارِبٌ أَوْ لَيَضْرِبُ. فَهَذِهِ الْمُشَابَهَةُ تَقْتَضِى تَطَفُّلَ الْمُضَارِعِ  لِلْاِسْمِ فِيمَا هُوَ أَصْلٌ قِيهِ وَ هُوَ الْإِعْرَابُ. فَإِعْرَابُهُ لَيْسَ باِلْأَصَالَةِ. فَإِذَا قُلْنَا؛ لَنْ يَضْرِبَ، فَـلَنْ أَوْجَبَ كَوْنَ آخِرِ يَضْرِبُ مَفْتُوحًا، بِوَاسِطَةِ الْمُشَابَهَةِ لِاسْمِ الْفَاعِلِ

أَمَّا الثَّالِثُ üçüncü benzeyişe gelince, اِسْتِعْمَالاً isti’malen yani kullanış bakımından benzerliktir, فَ bu benzeyiş, لِ içindir, وُقُوع gerçekleşmesi, vuku bulması, كُلٍّ مِنْهُمَا o ism-i fail ve muzari fiilinin her ikisinin, صِفَةً sıfat olmasıdır, لِنَكِرَةٍ nekire bir lafzın, نَحْوُ؛ misali söyledir, جَاءَنِى رَجُلٌ ضَارِبٌ أَوْ يَضْرِبُ “Bana döven veya dövücü adam geldi” gibidir. وَ لِدُخُولِ ve dahil olmasıdır, لاَمِ الْإِبْتِدَاءِ ibtida lamı, عَلَيْهِمَا ism-i fail ve muzari fiile, نَحْوُ؛ misali şöyledir; إنَّ زَيْدًا لَضَارِبٌ أَوْ لَيَضْرِبُ “Muhakkak ki Zeyd, elbette dövendir veya dövücüdür” gibi. فَهَذِهِ الْمُشَابَهَةُ işte buraya kadar anlatılan benzerlik, تَقْتَضِى gerektirir, تَطَفُّلَ الْمُضَارِعِ muzari fiilin takip etmesini, لِلْاِسْمِ ism-i faili, فِيمَا bu konuda, هُوَ أَصْل o asıldır, قِيهِ benzeyişte, وَ هُوَ الْإِعْرَابُ ve o da irabtır. فَإِعْرَابُه fiil-i muzarinin irabı, لَيْسَ باِلْأَصَالَةِ asli değildir, فَإِذَا قُلْنَا şayet dediğimizde; لَنْ يَضْرِبَ “asla vurmayacak” gibi, فَ şu halde, لَنْ “len” edatı, أَوْجَبَ gerektirdi, كَوْنَ آخِرِ يَضْرِبُ muzari fiil olan يَضْرِبُ lafzını, مَفْتُوحًا fethalı olmasını gerektirdi. بِوَاسِطَةِ vasıtasıyla, الْمُشَابَهَةِ لِاسْمِ الْفَاعِلِ muzari fiilin ism-i faile olan müşabehetiyle.

Metnin Toplu Manası: Fiil-i muzarinin ism-i faile üçüncü benzeyişi isti’malen olur. Bu benzeyiş ism-i fail ve muzari fiilin nekire bir lafza sıfat olma konusunda vaki olmalarından ileri gelir. Misal; جَاءَنِى رَجُلٌ ضَارِبٌ أَوْ يَضْرِبُ terkibinde ضَارِبٌ ve يَضْرِبُ lafızları nekire olan رَجُلٌ lafzına sıfat olmuşlardır. İsti’mali olarak bir diğer benzeyiş ise ism-i fail ve muzari fiilin başına ibtida lam’ının dahil olmasıdır, Misal; إنَّ زَيْدًا لَضَارِبٌ أَوْ لَيَضْرِبُ. Terkibindeki لَضَارِبٌ ve لَيَضْرِبُ lafızları gibi.
Buraya kadar sayılan lafzen, manen ve isti’malen benzeyişler fiil-i muzarinin ism-i faile ait olup, ism-i failde olan asli irablamaya tabi olmasını gerektirir. Fakat muzari fiilin irabı asli değildir. Şayet لَنْ يَضْرِبَ “asla vurmayacak” dersek, böylece bu لَن edatı يَضْرِبُ olan muzari fiilin sonunu fethalar ve يَضْرِبَ yapar. Bu etki muzari fiilin ism-i faile benzemesi vasıtasıyladır.

About the author

blank

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

Add Comment

Click here to post a comment