قوله و قدم عليه ليخرج زيد في مثل قولك زيد قام. قوله على جهة قيامه به ليجرج عنه مفعول ما لم يسم فاعله، نحو؛ ضُرِبَ زيد، فإن قيام الفعل ليس به بل وقوع الفعل عليه. و إنما لم يقل قائم به ليدخل الفاعل الذى يقوم الفعل به حقيقة، نحو؛ علم زيد. و الفاعل الذى لا يقوم الفعل به حقيقة، نحو؛ قرب زيد و بعد زيد و مات بكر. قوله و هو على ضربين أي و الفاعل على ضربين احدهما مظهر نحو؛ زيد في نحو ضرب زيد و الثانى مضمر و هو على ضربين أيضا. إما بارز مثل التاء في نحو ضربت و إما مستتر، نحو؛ هو المستتر في ضرب في نحو زيد ضرب
failler zamir ve zahir şeklinde 2 kısımdır
Musannıf قدم عليه yani fail kendisine isnad edilen fiil ve şibhi fiilden önce gelmelidir diyerek زيد قام terkibindeki زيد lafzı failin tanımından çıkmıştır. Yine musannıf على جهة قيامه به yani fiil ve şibhi fiillerin varlığı kendisi ile (fail ile) kaimdir kaydı ile naib ul-fail “faili isimlendirilmeyen meful” tanımdan çıkmıştır, misal ضُرِبَ زيد terkibi gibi. Bu terkibte fiilin varlığı زيد ile olmamış bilakis زيد üzerine vaki olmuştur. Musannıfın قائم به dememesi ile failin tanımına علم زيد terkibindeki gibi fiilin hakikatte kendisiyle olduğu failler ve hakikatte fiil kendisiyle kaim olmayan قرب زيد ve بعد زيد ve مات بكر terkiblerindeki failler de tanıma girmiştir.
Failler iki kısımdır. Birinci kısım zahir olan faillerdir, misal; ضرب زيد terkibindeki زيد lafzı gibi. İkincisi zamir olan faillerdir, ve zamir olan failler 2 kısımdır. Birincisi bariz zamirler, misal; ضربت lafzındaki ت gibi ve ikincisi ise müstetir zamirler, misal; زيد ضرب terkibindeki ضرب lafzının tahtında yatan هو zamiridir.



