Kafiye

Te’nis

اَلتَّأْنِيثُ بِالتَّاءِ؛ شَرْطُهُ الْعَلَمِيَّةُ وَ الْمَعْنَوِىُّ كَذَلِكَ وَ شَرْطُ تَحَتُّمِ تَأْثِيرِهِ الزِّيَادَةُ عَلَى الثَّلَثَةِ أَوْ تَحَرُّكُ الْاَوْسَطِ أَوِ الْعُجْمَةُ فَـهِنْدٌ يَجُوزُ صَرْفُهُ وَ زَيْنَبُ وَ سَقَرُ وَ مَاهُ وَ جُورُ مُمْتَنِعٌ فَإِنْ سُمِّىَ بِهِ مُذَكَّرٌ فَشَرْطُهُ الزِّيَادَةُ عَلَى الثَّلَثَةِ فَقَدَمٌ مُنْصَرِفٌ وَ عَقْرَبُ مُمْتَنِعٌ

اَلتَّأْنِيثُ بِالتَّاءِ Ta ile olan te’nis, شَرْطُهُ onun (ta ile olan te’nisin gayrı munsarifliğe sebep olmasının) şartı; الْعَلَمِيَّةُ müennes bir alem olmasıdır. Ta ile olan te’nis, vasfiyyet ile beraber olduğu zaman gayrı munsarif değildir. Misal; نَاصِرَةٌ gibi. وَ الْمَعْنَوِىُّ Ve Te’nis-i Manevi;  كَذَلِكَ ta ile te’niste olduğu gibi aynı şekilde te’nis-i manevide de gayrı munsarifliğe sebeb alemi bir müennes olmasıdır. وَ شَرْطُ تَحَتُّمِ تَأْثِيرِهِ Manevi te’nisin gayrı munsarif olmasına te’sirinin vucubunun (Tehattüm; pek lüzumlu, vacip olan) şartı, الزِّيَادَةُ عَلَى الثَّلَثَةِ ismin harflerinin 3 taneden fazla olmasıdır. أَوْ veya, تَحَرُّكُ الْاَوْسَطِ o isimdeki ortadaki harfin harekeli olmasıdır. أَوِ ve yahud da; الْعُجْمَةُ “ucme” yani yabancı dilden nakil olmasıdır. Bunlara binaen geçelim misallere; فَ gelelim, هِنْدٌ “hind” lafzına; bu هِنْدٌ lafzı: يَجُوزُ caizdir, صَرْفُهُ sarfı, tasrif edilmesi caizdir. Çünkü vücub şartların (harflerinin 3’ten fazla olması, ortadaki harfin harekeli olması ya da ucme olması) hiç biri kendisinde bulunmaz. وَ زَيْنَبُ ve “zeyneb” lafzı, وَ سَقَرُ ve “sekar” lafzı, وَ مَاهُ ve وَ جُورُ lafızları; “mâh ve cur” iki belde adıdır. Bu sayılanların (zeyneb, sekar, mâh ve cur) hepsi مُمْتَنِعٌ mümteni’dir, yani sarftan men edilmiştir, diğer bir adıyla gayrı munsariftir. زَيْنَبُ isminde 3 harften ziyadelik vardır, سَقَرُ isminin ortasındaki harf harekelidir, مَاهُ ve جُورُ isimlerinde isme yabancı dilden nakil (ucme) vardır. Bu şartlar onları gayrı munsarif yapar. فَإِنْ bunlara binaen eğer, سُمِّىَ isimlenirse, بِهِ bu manevi te’nis ile, مُذَكَّرٌ bir müzekker isimlenirse; فَشَرْطُهُ o manevi te’nisin gayrı munsarif olmasının şartı; الزِّيَادَةُ عَلَى الثَّلَثَةِ üç harf üzerine ziyade olmalıdır. فَ Üç harften fazla olunca; قَدَمٌ “kadem” lafzı ayak demektir, مُنْصَرِفٌ munsarif olur. Bu قَدَمٌ lafzı manevi müennestir. Eğer müennes قَدَمٌ lafzıyla isimlenirse alemiyyet ve te’nis-i manevi ile gayrı munsarif olur. Bir müzekkere isim olarak verilse bile şartları sağlamaz. Üç harften fazla harfi yoktur. Dolayısıyla قَدَمٌ lafzı erkeğe verilirse munsarif olur. وَ عَقْرَبُ “akrab” lafzı akrep demektir. Bu lafız ise 3 harften fazla olduğu için gayrı munsariftir. Bir müzekkere isim yapılabilir. مُمْتَنِعٌ bu عَقْرَبُ lafzı müntenidir. Sarftan men edilmiştir, yani gayrı munsariftir.

Metnin Toplu Manası; Gayrı munsariflerin üçüncüsü; Ta-i bitTe’nis (ta ile olan te’nis)’tir. Ta ile olan te’nisin gayrı munsarif olma şartı müennes bir alem (kısacası bir alemiyyetlik) olmasıdır. Ta ile olan te’nis isimde eğer vasfiyyet var ise gayrı munsarif olamaz. Ve Manevi müennes te aynı şekilde gayrı munsarif olmak için müennes bir alem yani alemiyyet şarttır. Manevi müennesin gayrı munsarif olması için gerekli olan alemiyyetliğe bir de isminin harflerinin 3 harften fazla olması, 3 harfli ise ortadaki harfin harekeli olması ve Ucme (yabancı dilden nakledilen kelime) olması eklenir. 3 harften fazla manevi müennese misal; زَيْنَبُ ismi. 3 Harfli olup ortadaki harfin harekeli olmasına misal; سَقَرُ ismi. Ucme (yabancı dilden nakil) olmasına misal; مَاهُ ve جُورُ isimleridir. Bu 3 şart göz önüne gelince هِنْدٌ lafzının gayrı munsarif olmadığını görüyoruz. 3 harfli ve ortadaki harf harekesiz ve ucme değil. Bu şartsızlıklar onu munsarif yapar. زَيْنَبُ lafzı, سَقَرُ lafzı, مَاهُ ve جُورُ lafızlarının hepsi gayrı munsariftir. Eğer te’nis-i manevi ile bir müzekker isinlendirilirse, müzekkere isim yapılan o manevi te’nisin gayrı munsarif olabilme şartı 3’ten fazla harfinin olmasıdır. Bu nedenle “ayak” manasında olan قَدَمٌ lafzı üç harften fazla olmadığından gayrı munsarif olamaz, munsarif olur. Te’nis-i manevi olan ve bir müzekkere isim yapılan عَقْرَبُ lafzı ise üç harften fazla olduğu için sarftan mümtenidir. Yani gayrı munsariftir.

About the author

blank

Metehan Uluocak

4 yıllık sarf nahiv bilgsini temin ettikten sonra, zor olan lafızları kolaylaştırıp ve harekeleyip mübtedi kardeşlerimize sunmak niyetine gark oldum. Bu tevessülüm bana böyle bir site hazırlamayı gerektirdi. Tek derdim, sarf nahiv konularının bilinip kuranın müzakereli okunmasıdır. Tek temennim ise sadece bir kere "Allah razı olsun" cümle-i duaiyyesine mazhar olmaktır. Bu dünyada gerisi teferruattır..

Add Comment

Click here to post a comment

Yazılar